MASALLARIN YAŞI VAR MIDIR? PEKİ SİZ EN SON NE ZAMAN BİR MASAL DİNLEDİNİZ?


İstanbul Türkçe Toastmasters İletişim ve Liderlik Kulübünde Eğitimden Sorumlu Başkan Yardımcısı olmamın yanı sıra Toastmasters İnternational (Bradley; 1924) tarafından kurgulanan ve her üyemiz gibi benim de tamamlamam gereken on adet konuşmam var.

Bugünlerde “Vücudunuz Konuşur” isimli beşinci konuşmamı hazırlığı içerisindeydim. Adı “Masalperest” olan beşinci konuşmam için her konusmada olduğu gibi en az üç hafta öncesinden düşünmeye, araştırmaya ve sormaya başlarım.

Herkese ilan eder, önerilerini sorarım. Ya da konuşmamın başlığına uygun doğru soruları sormaya ve yazılı dokümanlar dışında deneyimleri dinleyerek veri toplamaya gayret ederim. Bu konunun soruları: Hangi masalları biliyorsunuz? Hiç masal ya da kısa öyküler yazdınız mı? oldu.

24059106_10155790883524029_6648929766456568195_n.jpg

Evet sizi de duyuyorum. Bilmez misiniz? Çoğunluğun dile getirdiği Kırmızı Başlıklı Kız, Kül Kedisi, Pamuk Prenses ve diğerleri… Benimse aklıma ilk gelen şeylerden biri; “Bana bir masal anlat Baba, içinde İstanbul olsun”… şarkısıydı. İstanbul zaten yaşanabilecek en güzel masaldı!!! bir diğeri ise Adile Naşitin sesinden masal dinlemek için daha ilkokula yeni başladığımız yıllarda  gizli gizli aradığımız 166 Masal Hattıydı.

Tabi ki mesleğim dolayısı ile gün içerisinde bir çok insanla iletişime geçebilme şansım olduğu için bana ilham veren bir kaç örnek elde ettim ki bu örnekleri sizlerle paylaşmasam olmazdı:

  1. Serin bir sonbahar akşamında, kafenin kendisi kadar sıcak ve lezzetli olan harika demlenmiş çaylarından içmek üzere Balat Kahvesine uğradım. Uzun zamandır gitmiyor olduğumu değişen tasarım, organizasyon, katlar ve personellerden fark etmemem mümkün değildi. Çayım gecikince tezgaha doğru “tatlı sert” bir ifadeyle ilerledim. Yeni bir personeldi ve boynunda gördüğüm en güzel kırlangıç dövmesi vardı ki sürekli gelen müşteriler ve diğer arkadaşları kırlangıç diye sesleniyordu bu genç adama. Tabi ki merakıma yenik düşüp sordum: Neden kırlangıç dedim? Bana Kırlangıç Masalını anlattı. Hem masaldan hem de birinin bir masalın tam da amacına uygun bir şekilde içinde barındırdığı mesajı, yaşam felsefesi yapmış olması etkileyiciydi.İnanamamıştım hala masallarla yaşayanlar vardı.
  2. Önce sanal gerçeklik deneyimi ve ziyaret dolayısı ile gittiğim VR Stüdyosunun Bilgisayar Mühendisi ve akademisyen sahibi sevgili Uraz YEKELER ile sohbet ederken Toastmasters konusu açıldı ve Masalperest isimli konuşmamdan bahsederek ona da en son ne zaman masal dinlediğini ya da hiç yazıp yazmadığını sorduğumda aldığım cevap karşısında bir kez daha şaşkınlık yaşadım. 2013 yılının Şubat ayında sevgilisine ördek bir gece lambası hediyesi almış ve bunu kuru kuru vermemek için muhteşem bir Ördek Masalı yazmıştı.
  3. Hafif puslu bir eylül akşamında Beyoğlunun dar sokaklarının birinde Kumbaracı Yokuşunda sessizliğin hakim olduğu bir mekanda güzel bir kadın sesinden kanun eşliğinde harika bir masal dinledim. Kendisi masal anlatıcısıydı ve her ay bir konu belirleyerek İstanbulun çeşitli yerlerinde insanlara manevi destek vermek amacıyla masallar anlatıyordu.

Evet bütün bunlar beni inanılmaz etkiledi ve masal kavramına ilişkin bir araştırma yaparak masalların o harika, büyülü ve bir o kadar gerçekçi dünyasından kendime bir masal seçtim. Bir masalperest olarak beni ve yolculuğumu en iyi anlatan, en etilendiğim Sİmurg yani Zümrüdü Anka (Türk Mitosunda Tuğrul Kuşu) masalını seçtim.

Masalperest Konuşmamdan:

https://youtu.be/A44QfIxUe9M

“Efsanenin üzerinden günümüz insanına baktığımızda, eş zamanlı olarak bizler de kendi öz benliğimizin farkına vararak, bilincimizde kim olduğumuzun farkındalığına uyanarak kendimizi yeniden var etmeye çalışmıyor muyuz? Bunun için önce kurban olduğumuzu fark edip, şaşkınlıkla uyanış ile kurban bilincini deneyimleyip, egolarımızı fark edip, onlarla baş etmeyi öğrenip , yine yeniden ego benliğimizi yok ederek öz benliğimizi ortaya çıkarmaya çalışmıyor muyuz?

Her birimiz birer Simurg olmayı göze almadıkça bataklığımızda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız. Kendi içimizde bizi bize esir eden yanlarımızı fark etmedikçe bunu başaramayacağız. Oysa ki şimdi, bu an her birimiz için kendi gökyüzümüzde uçmak zamanıdır… ”

1 Comment

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s